Firmalar Second Life’da ne yapar? Avatar filmi gerçek olur mu?


Second Life gibi sanal dünya uygulamalarını yakından inceliyorum. Bu konu kafamı kurcalıyor. Sadece haklarında okumanın ötesinde aktif olarak da kullanıyorum. Neden mi? Çünkü, Second Life örneğinde de olduğu gibi sanal dünya fikri gelire çevirecek bir iş modeli kurmada çok başarılı. Facebook gibi sosyal ağlar çok popüler olmalarına karşın gelir yaratmada sanal dünya uygulamaları kadar başarılı değiller.

Sanal dünya kullanımı her yıl yüzde %30’dan fazla artıyor. Dünya üzerinde 500 milyon kişiden fazla sanal dünya üyesi olduğu biliniyor. Evet belki hepsi aktif kullanıcı değiller fakat büyüklüğü anlamak açısından rakam önemli.

Second Life örneğine bakacak olursak; temel kurallarını Linden Lab firmasının koyduğu, fakat sanal dünya içindeki içeriklerin, aktivitelerin ve etkileşimin kullanıcılar tarafından şekillendirildiği 3 boyutlu bir dünya buluyoruz. Bu ortamda kendi avatarınızı oluşturup, olmak istediğiniz kişi, hayvan hatta bitki olup istediğiniz yaşamı sürdürme şansınız var. Bu ortamda 3 boyutlu bir deneyim ile diğer kullanıcılar ile iletişime geçebiliyorsunuz. Gerçek dolarınızı Linden Lab’a verip veya diğer kullanıcılara verip Linden doları adı verilen sanal para alıp alışveriş yapabiliyorsunuz. Toprağınız oluyor, misafirleriniz oluyor vs… İşte zaten işin ticari kısmı da burada başlıyor.

Sanal dünyada sanal bir ekonomi aslında gerçek para ile dönüyor. Sanal bankalar ve atm’ler bile var. Bu ortam o kadar cazip ki IBM gibi firmalar buralarda ofisler açıyor. Bu ortamdaki bir sanal firma yılda 8 milyon dolardan fazla gelir elde edbiliyor. Amaç sadece para kazanmak değil elbette… Eğitimler, toplantılar, konserler bu ortamlarda yapılabiliyor. Eğlence ve sosyalleşmek de işin olmazsa olmazı tabi.

Yazılım geliştiriciler için Second Life Script dili mevcut. Bu dil aracılığı ile kendi objelerinizi ve bu objelere bağlı davranışları yaratabiliyorsun. Yani aynı zamanda açık bir platform.

Hafta sonu sanal dünyaya girip bedava ürünlerin bulunduğu bir alışveriş merkezinde alışveriş yaptım. Uçma özelliği ile uçma hissiyatını yaşadım. Sanal bir bara gidip latin dansı yaptım. Sanal dünyada kendimi istediğim yer ışınladım. Görünüşümü / avatarımı istediğim gibi değiştirdim. Hatta olay o kadar ile gitmiş ki Avatar tasarlayan ve satan firmalar bile var. Bazı sanal dünya uygulamaları defacto standartlar geliştirmişler kendi aralarında. Bu standartlara uygun olarak yaratılmış bir avatar sanal dünyadan sanal dünyaya rahatlıkla taşınabiliyor. Avatar filmi gerçek olabilir mi?

Linden Lab yola ilk çıktığında sadece 3 boyutlu bir dünya hedeflelemiş aslında. Giyilebilir cihazlar yardımı ile dokunma koku gibi hisleri de deneyimlettirmek istemiş. Fakat 2003 yılında teknolojinin yetersiz olduğunu görünce donanımdan ziyade yazılım ile 3 boyutlu dünyayı yaratmaya yönelmiş. Belki de artık zamanı gelmiştir. Avatar filminin kamera arkası görüntüleri zamanı geldi dedirtiyor insana. Film senaryosu yıllar önce yazılmış aslında fakat teknoloji yeterl iolmadığı için çekmemişler…

Dedim ya bu konu kafamı kurcalıyor. Kendi kendime “Türkiye’den şirketler neden bu ortamda yok?” diyorum. Bu ortamda neler yapabileceği konusunda fikirleriniz varsa, üzerinde konuşmamız veya yazışmamız çok güzel olur.

Reklamlar